‘’İnşallah daha çok yalınlaşırım’’

Röportaj5 Mayıs 2018 17:48
‘’İnşallah daha çok yalınlaşırım’’
A
a

Aslında o bir psikiyatr, ancak bir çok alanda ürettikleriyle de tanınıyor. Kendisi bu sıfatları tek başına bir ünvan olarak kabul etmesede betimleyebilmek için söylersek, ressam, köşe yazarı, Okuyan Us Yayınevi’nin Genel Yayın Yönetmeni ve şiir, öykü, roman, deneme ve eleştiri türünde 14 kitabın da yazarı.

Cem Mumcu ile konuşmacı olarak yer aldığı Tedx Alsancak’ın İzmir Kültürpark Açık Hava Tiyatrosu’nda ki ‘’Yolculuk Nereye’’ etkinliğinde bir araya geldik. Mumcu, kısa sürede biraz ayaküstü de olsa zaman ayırıp, sorularımızı her zamanki içtenliğiyle cevapladı. Birey olarak hayata bakışını ve eserlerindeki aktarımlarını özetledi.

Didem KARAKAŞ/İMGHABER
 
-Kitaplarınızda duygulara nasıl bu kadar farklı açılardan yaklaşıp yalın bir dille ifade edebiliyorsunuz? Ve bu yöneliminiz annenizden kalan bir yetiştirme tarzınızdan mı yoksa Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde edindiğiniz izlenimlerden mi?
-Bunları tek bir nedene bağlamak olası değil. Bazen zor meseleleri anlattığım için yalınlaşmak güç oralarda ve yalın mıyım onu bilemiyorum. Aslında bu ifade şeklime okudukları, yazdıklarım, gezdiklerim, ailem, içinde bulunduğum toplum, parasız kalmam da etkilemiştir, iyi uyuyamam da. Yani hayatın içinde ne varsa onlardan oluşur. Özellikle şundan edindim, şöyle edindim diyebileceğim birşey değil. Hiçkimse de böyle bir laf edemez gibi geliyor baa zaten. Hayatın içinde olmayı hep çok sevdiğim için daha yalın birşeyler ile karşılaşmak, daha sarih daha apaçık şeylerle karşılaşmayı sevdiğim için ve zaman zaman da hayat beni oralara ittiği için öyle bir hale gelmişsem ne ala. İnşallah daha da çok yalınlaşırım diyeyim o zaman.

Bir konuşmanızda ‘’Sadece Cem olmak isterim’’ demiştiniz, bunu biraz açabilir misiniz?
-Aidiyetler çok tehlikelidir. İsimler çok tehlikelidir. Çünkü varolduğumuz yapının, kurumun, ailenin, toplumun, ırkın.. içindeki aidiyetlerimiz, bizi bir yerlere işaretler ve bizden birşey de beklemeye başlar. Sonucunda biz daha sonra o olmaya başlarız. Ve bu olmak o adamın hayatının bitişidir. Bununla ilgili en sevdiğim lafı Rainer Maria Rilke söyler: Eğer bir gün herkesin bildiği bir ismin olursa bir gece yarısı ellerini havaya aç ve Allah’tan hiçkimsenin bilmediği yepyeni bir isim iste.’’ Çünkü eğer insanın önüne geçerse bazı kimlikleri, repitasyonları, şöhretleri ve bazı bilgileri; bir süre sonra insanlar seni onunla tarif etmeye başlarsa ve sen de bu oyuna gelirsen bütün özgürlüğünü yitirirsin. Hatta benim bir sergimin adı şuydu: ‘’sandığınız değilim, sandığınız şeylerden hiçbiri değilim, sandık da değilim. Oldum olası bunların dışına çıkmaya çalıştım. Hep kendimle bile gurbet halinde olmaya çalıştım. Çok tehlikeli bir şey aidiyet. Çünkü aidiyet dediğin şey çok güvenlidir, sana çok büyük bir güven verir. Çok sağlam bir duruş sağlar, seni korurlar ama sen artık daralmışsındır. Çünkü özgürlüğün gider. Mesela çok basit birşey söyleyeyim ‘’aaa Cem Bey siz futbol mu seyrediyorsunuz?’’ diyorlar. Oynuyorum bile. Size hiç yakıştıramadım playstation mu oynuyorsunuz? Tabi ki oynuyorum diyorum. Sen bana neyi yakıştırıp yakıştırmama noktasındasın. Herkes kendi hayatı içerisine birşeyin repitasyonunu, şöhretini koyar. Ailelerinde, kasabalarında ve köylerinde yapar bunu. Daha sonra orada daralır kalırsın. Onun için ait olmak ve -dı birşey olmak çok tehlikeli birşeydir.
En tehlikelisi şu şekilde görünür; önemli birinin oğluysan çok zorlanırsın hayatta. Ben Uğur Mumcu’nu oğlu değilim ama bana bile çok gelir başıma babanız mı diye. Çok severdim ama değil. İlk şöyle tanıştırırlar siz şeyin oğlusunuz değil mi? Ne kadar kötü bir şey öyle değil mi? Ya da bana bakıp sadece yazar dersen buna da rahatsız olurum. Sadece ressam dersen ona da rahatsız olurum. Sadece erkek dersen ona da rahatsız olurum. Ben bunların hepsiyim. Be gözlüklüyüm ama sadece gözlük değilim. Bunun için bundan uzak durmaya çalışırım ve durulmasını da herkese öneririm. Ama cesaret isteyen de birşeydir onu da söyleyeyim.



İnsan ilişkilerinde başlayan paylaşım eksikliği ve tükenmişlik doğadan ayrı kalmamıza bağlanabilir mi?
-Bal gibi bağlanır. Yani doğayı sadece seyretmek değil doğanın içinde olduğunda doğanın varoluşu nasıl kavradığını ve onunla nasıl ilişki kurduğunu görmeye başlıyorsun.
Yaklaşık 15 yıldır orta büyüklükte kararlar verirken hep şunu yaparım: Tam böyle bir kararsızlık anım olduğunda bir ağaç olsaydı burada ne yapardı, diyorum. Bana diyor ki mesela ağaç olsa hırs yapmazdı, eğer burası taşsa kendi istedeiği minerale ulaşmak için sakince onun yanından bir kök uzatırdı diyorum. Ağaca benzemeye çalışıyorum mesela bana çok şey öğretiyor. Doğa sadece yeşil bilmem ne değil. Doğa mevsimleri algılayışı, hangi mevsimde ne yapacağı, o sene yağmur yağmazsa ben vazgeçtim demiyor. Çok yağmur yağarsa başka birşey yapmıyor ve beklemeyi biliyor. Yani doğa ile ilişki bizim benzemeye çalışacağımız yer olmalı.

İnsan varoluşunu sorgulamayı ne zaman ötelemeli ya da öne almalı? Birşeylerin yanlış olma durumunu örneklersek nasıl tarif edersiniz?
-
Her zaman ötelemeli ve her zaman öne almalı diyeceğim. Her anında kendi varoluşunun istediği yeri belirlemeli. Bu hayat bir tane ve bu senin destanın. Bu destana yürüyor muyum? Ama o destana yürüdüğü yollarda da sürekli bunu düşünmek yerine o anda da sürekli yürüme eylemi içinde olmak gerekiyor ve onun hazzı burada aslında.

Hayatınızda olan yazarlığı, ressamlığı, köşe yazarlığını sizden bağımsız düşünemiyoruz. Bu bütünlüğü sizi takip edenlere nasıl bu kadar çabuk ve hızlı aktarabiliyorsunuz?
-Çünkü ben bunların hiçbirini birşey olacağım diye yapmıyorum. Bir oyun oynuyorum. Hani play fanus derler ya bildiğin oyun oynuyorum. Onlar da sizlerin gördüğü sonuçlar.
Ünlü bir yazar olacağım diye yazar olamazsınız. Oynarsın oyununu adam gibi çok da eğlenirsin sonucunda da güzel şeyler çıkarsa birileri beğenir, birileri de beğenmez. Diğerlerinin beni nasıl gördüğüne dair de o kadar büyük bir kaygı ile yaşayamam. Sait Faik’in ‘’yazmasam çıldıracaktım’’ lafı çok güzeldir. Çok da severek okurdum onu. Fakat bir ara kitap yazdığım dönemlere dönüp baktığımda çok abartmışım o kadar abartmamak lazım. Kitaplar olmasa ölecek miyim? Ya da ben bir tek yazmak mıyım?

Bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz, eklemek istediğiniz birşeyler var mı?
-Ben teşekkür ederim, herkese yolculuklarında başarılar diliyorum.
 
 
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat